İnternet, Resim ve biz…?

İnternet hakkında ne kadar bilinçliyiz ?

 Mehmet SUNGUR

Bizi neler teşvik ediyorda…(?)  biz Çocuklarımızın plajda, banyoda çekilmiş resimlerini internette yayınlıyoruz ?

Eşimizle bikini veya mayolu çekilmiş resimlerimizi yayınlamaktan „gurur“ duyuyoruz.

İnternetin çok derin bir hafizaya sahip olduğunu biliyormuyuz ?

Bizim unutmak istediklerimizi onun unutmayacağını öğrendik mi ?

Sildiklerimizin bir geçici önlemden başka birşey olmadığı bizi rahatsız etmiyor mu ?

…. bir çok soruya, bir o kadar cevap bulunabilinir.!

Kabul ediyorum… yeni olan herşey cazibeli, çekici olabilir.(?)

Hassas bir konu olduğu için; bende bu konuyu sayfamda yazıyorum ve bazı bilgiler vermeye çalışıyorum.

Bugün yine bu konuyu işleme isteğim, bazı sitelerde okuduğum yorumlardan edindiğim intiba ile yeniden canlandı… diyebilirim.

Bazı yorumcu arkadaşlar diyorlar ki;

…bu olaylar geçmişte de vardı, ancak iletişim olmadığı için duymuyorduk. Çok doğru söylenen bir tespittir, itirazım yok.

Ancak..!  gelişen teknolojinin  iyi ve kötü taraflarını anlamanın, görmenin bir sorumluluk olduğunu unutmamalıyız.

Şimdi böyle bir tesbitle ortaya iki kavram çıkmaktadır.

Birincisi;.. hırsızlara fırsat vermemeliyiz, ön önlemleri almalıyız, tıpkı tatile giderken evin kapısını kilitlediğimiz gibi; hırsız girmesin diye. Fırsatlar hırsız üretebilir düşüncesi bizi temkinli olmaya zorlamalıdır.

İkinci kavramı düşünürsek ?.. bu dahada farklı bir ortam sergiliyor.

Biz geçmişte…”iletişim olmadığı“ zamanlarda kendi resimlerimizi bahçe duvarının dışına asıyormuyduk ? onlar sadece bize ait değillermiydi ?… onları sadece ve sadece inandığımız, güvendiğimiz insanlarla paylaşmıyormuyduk ??

Biz geçmişte…çocuklarımızın resimlerini okulun duvarına, caminin minaresine veya köy kahvesinin panosunamı asıyorduk ?

Ben böyle bir şey hatırlamıyorum, hatırlayan varsa lütfen söylesin..!

Şimdi ne oldu, ne değişti ki biz bu davranışlarımızda bir sakınca görmüyoruz ? Yoksa konuyu  anlamakta zorlukmu çekiyoruz ? Eğer öyleyse basın eğitici sorumluluğunu yapmakta aciz kalıyor demektir.

İnternet henüz yeni oluşan bir teknolojidir, bize faydalı olduğu kadar zararlı olabileceğini de sürekli göz önünde bulundurmalıyız.

Bu yeni teknolojiler uzakları yakınlara getirmekle bizlere yeni olanaklar veriyor. Ancak yakınlarında mesafesi olmalıdır düşüncesi bizi hiçbir zaman bırakmamalıdır.

Böyle piskopotları cezalandırmak en uygun bir adalet olabilir; ancak böyle miskin, terbiyesi olmayan insanlara o firsatı verenler, çocuklarının resimlerini çarşaf çarşaf sitelerde yayınlayanlar onlardan dahamı suçsuz ? Sorumluluklarının ne olduğunu biliyorlarmı ? bir anne veya baba olarak omuzlarında taşıdıkları yükün ağırlığının, sorumluluğunun farkında değillermi ?…. daha birçok sorular ve kavramlar, saymakla bitmiyecek kadar fazla…(?)

Kalın Sağlıcakla

Mehmet Sungur

Stent Nedir ? Balon Anjiyoplasti Nedir ?

Stent Nedir ?       Balon Anjiyoplasti Nedir ?



Kalbimdeki „ 3 yoldaş“ ….aşkı yaşayan bilir (!)

Mehmet SUNGUR

Anjiyoplasti işlemi kalp damarlarında görülen darlık ve tıkanıklıkların açılması ve dolayısı ile kalbin gereksinimi olan kan akımının rahat sağlanması amacıyla darlık bölgesinin mekanik olarak genişletilmesidir.

Koroner damarlarda (kalp damarları) kullanılan balonlar damarın çapı ve darlığın uzunluğuna göre değişik çap ve uzunluk larda olabilirler (örneğin çapı 1.5-4.0 mm arası ve uzunluğu da 8.0-40.0 mm arası olabilir).

Balon, inik haldeyken darlık bölgesine yerleştirilip içi röntgen ışınlarını geçirmeyen bir sıvı ile (kontrast madde) doldurulup belli bir basınca kadar (çoğunlukla 6-10 atmosfer) şişirilir ve darlık mekanik olarak açılır.

Balonun içinde röntgen ışınlarını geçirmeyen bir sıvı olduğu için balonun nerede olduğu ve darlığı ne kadar açtığı floroskopi (röntgen ışınları ile canlı ve hareketli görüntüler) ile anlaşılabilir. Daha sonra balonun içindeki sıvı geri çekilir (yani indirilir) ve geri alınır. Resimde kroroner balon dış ortamda şişirilmiş olarak görülüyor.

Balon ile koroner damarlardaki darlıklar genişletildikten sonra, aynı bölgede sık olarak tekrar daralma (recoil) gelişiyordu veya damar duvarının iç yüzünde küçük bir yırtıktan (disek siyon) dolayı damarın tam tıkanması ve buna bağlı problemler sıklıkla oluşuyordu.

Bunun üstesinden gelmek için damar duvarına mekanik olarak destek olan ağ şeklinde çelik kafesler (stent) geliştirildi. Günümüzde koroner stentler, çok sık olarak balon ile genişletme sonrasında veya direk olarak (darlığa balon uygulamak sızın doğrudan) yaygın olarak kullanılmak tadır.

Stentler balonun üzerinde sıkıştırılmış olarak darlık bölgesine ilerletilmekte, daha sonra balon şişirilerek (dolayısı ile stent de genişletilerek) stent damar duvarına yerleştirilmek tedir. Böylece stent, damarın erken daralmasını ve iç yüzünde olabilecek küçük yırtıkların problem oluşturmasını önlemek tedir. Resimde koroner stent dış ortamda genişletilmiş haliyle görülüyor.

Balon tedavisi işlemi de aynı koroner anjiyografi gibidir. Ancak balon yapılacak damarın özelliklerine bağlı olarak işlem biraz daha uzun sürebilir. Koroner damarlarda önemli darlık veya tıkanıklık görüldüğünde, eğer uygunsa, aynı seansta veya daha sonra balon anjiyoplasti yapılabilir.

Balon anjiyoplastide, damar içindeki dar olan bölgede, özel olarak yapılmış balon, kısa süreli olarak şişirilerek darlık genişletilir. Daha sonra balon indirilerek geri alınır. Balon, aynı damarda birden fazla darlığa veya birden fazla damardaki darlıklara aynı seansta veya farklı seanslarda yapılabilir.

Stentler

Balon ile darlık açılmasından sonra aynı yerde ani tıkanıklık veya zaman içinde tekrar darlık gelişebilmektedir. Bunun üstesinden gelmek için darlık bölgesinde mekanik destek sağlayıp ani tıkanmayı engelleyen, çoğunlukla paslanmaz çelikten yapılan stentler (kafes) geliştirilmiştir. Gerekli durumlarda balona ek olarak o bölgeye, yine balon yardımıyla stent konur.

İlaçlı (kaplı) Stentler

Stentler, yalnızca balon yapılmasından sonra sık görülen ani tıkanmayı oldukça azaltmıştır ama yine de yerleştirildikten sonra aynı yerde ilk 6 ay içinde tekrar müdahale gerektirebilen daralma görülebilir. Son yıllarda üzeri, polimer bir yapı içine emdirilmiş, daralmayı önleyici veya azaltıcı özel bir ilaç (sirolimus, paclitaxel vb) ile kaplı stentler çıkarılmıştır (ilaçlı veya kaplı stent). Bu ilaçlar bu bölgede hücre çoğalmasına engel olarak tekrar daralmayı önlemektedir. Bu stentlerle sonuçlar çok daha iyi olmakla birlikte kaplı olan stentler daha pahalıdır.

Balon ve Stent `te Riskler ?

Koroner balon anjiyoplasti ve stent işlemleri kalp damar hastalıklarının tedavisinde bir devrim olmuştur. Bu işlemler olmadan önce kalp damarlarında önemli darlık olan hastalar bypass operasyonuna veriliyor veya ameliyata uygun değilse ilaç tedavisi uygulanıyordu. İlaç tedavisi, var olan darlığı açmadığından dolayı da hastaların şikayeti büyük oranda devam ediyordu. Balon ve stent işlemleri bu gün kalp damar hastalıklarının tedavisinde bir dönüm noktası olmuş, cerrahiye verilen hastaları

büyük ölçüde azaltmış ve hastaları cerrahinin olumsuz etkilerinden uzaklaştırmıştır (Ancak bu söyleninlerden bypass cerrahisinin gerekli olmadığı sonucunu çıkarmamak gerekir.

Bu gün teknoloji ve deneyimlerimiz oldukça iyi bir noktada olmasına rağmen, kalp damarlarında önemli darlık bulunan her hastada, balon ve stent işlemi uygun olmamakta, uygun görülen hastalara bypass cerrahisini önermekteyiz.)

Balon ve stent işlemlerinin oldukça iyi yönlerine rağmen, madalyonun öteki yüzünde, bugün hala mücadele ettiğimiz 2 önemli istenmeyen tarafı vardır:

1. Ani (akut) tıkanma

2. Tekrar daralma (restenoz)

Ani tıkanma

İşlem sonrasında damarın, pıhtı veya plağın bir parçası ile tıkanması sonucu oluşur. Acil olarak tekrar balon veya stent yapılma veya bypass cerrahisi gerektiren ani tıkanma oranı %2 civarındadır. Ani tıkanma gelişen hastaların %3-4′ünde akut miyokard infarktüsü (kalp krizi) gelişir.

Tekrar daralma (restenoz)

Tekrar daralma, balon anjiyoplasti ve stent işlemlerinden sonra karşımıza çıkan en önemli problemlerden bir tanesidir.

Tekrar daralma bazı durumlarda çok yüksek sıklıkta oluyor. Nedir bu durumlar? Şimdi onlara göz atalım:

Diabetes mellitus (şeker hastalığı): şeker hastalarında balon ve stent

işlemlerinden sonra aynı bölgede tekrar daralma oldukça sık görülüyor.

Daha önceden yine stent içinde daralma olması: yani stent içinde bir kere

daralma olmuşsa, biz darlığı tekrar balon ve stent ile açsak bile tekrar

daralma oranı daha yüksek oluyor.

Damardaki darlık uzunluğunun 20 mm’den fazla olması durumlarinda.

Tekrar daralma ilk 3-6 ay arasında en sık olarak görülür. 6 ay geçtikten sonra aynıbölgede tekrar daralma olması nadirdir.

İlk 6 ay içinde stent bölgesinde tekrar daralma (restenoz) oranı, kaplı olmayan (ilaçsız) stentlerde %20-40, kaplı(ilaçlı) olanlarda ise %5-10 oranındadır.

Restenoz tedavisi

Peki stent içinde tekrar daralma (restenoz) geliştiği zaman ne yapıyoruz? Bu durumlarda birkaç tedavi yöntemi var;

Daralmış bölgeyi tekrar balon ile açmak (rePTCA): bu çoğunlukla başarıile uygulanan bir yöntem olmakla birlikte ne yazık ki kısa sürede tekrar daralma oranı yüksektir. Laser, aterektomi gibi, daralmış olan bölgeyi mekanik olarak ortadan kaldıran yöntemler (kesip çıkararak, toz haline getirerek vb) Radyasyon tedavisi (brakiterapi) Daralan bölge içine 2. bir normal stent yerleştirmek Daralan bölge içine ilaçlı stent yerleştirmek.

Genel olarak;

Genel olarak bahsedecek olursak; balon anjiyoplasti ve stent uygulanan tüm hastaların, binde dördünde (4/1000) acil bypass ameliyat gereksinimi ortaya çıkar.

Ölüm oranı ise %1′dir (Koroner bypass ameliyatlarında ise ölüm oranı %1-3 arasındadır).

Ayrıca invaziv (kanlı) bir işlem olduğundan koroner anjiyografidekine benzer olarak, damara giriş yerinden ve işlemden kaynaklanan istenmeyen etkiler de (kasık bölgesine kanama, şişlik, kısa süreli ağrı, vb) olabilir.

Ancak bilinmelidir ki, doktorunuz size anjiyoplasti yapılmasını, anjiyoplasti yapılmadığında dar olan damarın size getireceği risklerin, anjiyoplasti riskinin çok üzerinde olduğu durumlarda önerecektir.

Hastane Sonrasi izlem

Balon veya stent uygulanan hastalarda, işlem sırasında kan sulandırıcı ilaç verildiğinden dolayı yatakta yatış süresi anjiyografiye göre bir kaç saat daha uzundur. Stent işleminden sonra doktor 3-6 ay süreyle kan sulandırıcıbir ilaç kullanılmasını (aspirin kullanıyorsanız ek olarak) isteyebilir. Balon işlemlerinden sonra, damarın durumunu kontrol etmek için doktor bir süre sonra (çoğunlukla 6 ay) kontrol amaçlı kroner anjiyografi önerilir.

Ne yazık ki, gerek koroner arter hastalığı tedavisinde kullanılan ilaçlar, gerekse balon ve bypass, damar hastalığını ortadan kaldırmamaktadır. Dolayısı ile dikkat edilmediğinde koroner damarın aynı bölgesinde veya farklı bölgelerinde yeni darlıklar ortaya çıkabilir veya hafif olan darlıklar daha da ilerleyerek ciddi darlık haline gelip, probleme yol açabilir.

Bundan dolayı hastaların risk faktörleri ile mücadele etmesi, ilaçlarını düzenli kullanması, problemlerin erken saptanması açısından doktorunun önerdiği zamanlarda ve bunun dışında şikayeti olduğu her zaman kontrollere gelmesi çok önemlidir. …diyorlar saygi değer uzmanlarimiz…(!)

Tibbi dünya dilinde kullanilan ( “Stent” bazi dillerde “Stents” olarak ) kelimesinin  nerden türedigi ?

„Stent“ Kelimesi  Tipp dünyasinda aynen kullanilmaktadir. 1856 yilinda Ingiliz Dr. Charles Stent (1807-1885) tarafindan farkli alanlarda kullanilmak icin icat edilmistir.

Cok basit bir örnekle:

Bir camasir makinesinin “emis ve atis” su borularini düsünelim. Ve bu borularin herhangi bir yerinde büzülme nedeniyle akim saglanamamaktadir. Boruyu atma sansimiz olmadigina göre; Borunun icersine örümcek agina benzeyen paslanmaz celikten imal edilmis bir baska boru yerlestirerek, borunun ic duvarini acik tutmak icin (yeniden büzülmemesi icin)verilen bir destekle besliyoruz , ve suyun yenide akim saglamasini sagliyoruz.

Iste bunada bir tür “Stent” diyebiliriz..!

Ancak agirlikli olarak Tipp dünyasinda „Stent“ denildigi zaman akla gelen kalp damarlarinin tedavisidir.

Ben bu tedaviyi gördüm, Kalbimde  3 adet Stent bulunmaktadir. Yasama sansimi ani (akut) gecirdigim kalp kirizini cabuk anlayip, 20 dakika sonra hastanede olmam ve Doktorumun büyük bir süratle olayi degerlendirebilmesi  „ kirize müteakip 95 dakika sonra kalp damarlarimin acilabilmesine bocluyum“!

Doktoruma tesekkür ettigimde bana ; kendinede tesekkür et dedi…hic zaman kaybi yapmadan kendisine ulasabilmemin esas kurtulus sansimin %90 ni oldugunu söyledi. Su an kalbimin % 10 nu nasirdir, yani ölüdür. Simdilik normal yasamimi südürüyorum, meslegime devam ediyorum. (!)

Lütfen Siz´ de böyle durumlarda zaman kaybetmeyin !!

…****

Bu yazinin derlenmesinda Sn. Uzman Ahmet Alpman `n bilgilerinden faydalanilmistir.

Sn. Ahmet Alpman  „HONcode“ HONcode sertifikasyon:


Online sağlık bilgilerinin kalitesini artırma vakfinin Sertifikali üyesidir. Vakfin amaci :

Sağlık Net Vakfı (HON) günü teşvik ve kılavuz faydalı ve güvenilir online sağlık bilgi dağıtım ve kendine uygun ve etkin kullanımı.1995 yılında düzenlendi, HON bir kâr amacı gütmeyen, sivil toplum örgütü, Ekonomik ve Sosyal Konsey, Birleşmiş Milletler için akredite edilmiştir. On iki yıldır, HON vatandaşlar, bu etik standartlara saygı bilgi sağlık bilgi hükmün temel soru üzerine odaklanmıştır. Sağlık bilgi Net mevcut görülmemiş hacmi ile baş etmek için, HONcode kuralları yanıltıcı sağlık bilgileri vatandaşı korumak için bir çok standartlar paydaş uzlaşma sunuyor.

Derleyen : Mehmet Sungur

NOT:

Yaptığım araştırmalarda (yerli veya yabancı) farkı yapmadan ; kimin daha iyi ve anlaşılır bir dille , mümkün olduğu kadar yabancı kelime kullanmadan , bizleri aydınlatabileceğine öncelik vermeye özen gösterdim.

Sn. Ahmet Alpman çok az „Latince“ ve türkçesinide izah ederek  bizleri , bizim dilimizle aydınlatmasını ön pilana aldığını gördüm.!

Bilgisini bizlere „her vatandaşın“ anlıyabileceği dille anlatabilmesi, kendisinin  ve  Uzmanlığını  hak ettiği yüksek mertebede görülmesinden TC. Vatandaşı olarak gurur duyuyorum.

Kendisini kutluyorum ve teşekkürlerimi sunuyorum.

Mehmet Sungur   10.03.2010

Bilgilerinden daha fazla faydalanmak isteyenlerin alttaki –LINK– (kısa yol bağlantısını) kullanarak daha fazla bilgi sahibi olabilirler.

www.ahmetalpman.com

30.05.2010

Mehmet Sungur

Toplum olarak taşınıyoruz herhalde ?

Facebook

 Mehmet SUNGUR

 

Toplum olarak “taşınıyormuyuz” sorusunu sormak istemiyorum; çünkü taşınmışız gibi geliyor bana. Facebook yeni “Türkiye” olmuş.

Dünya sıralamasında 19 milyon katılımcı türk üyelerinin varlığıyla facebook’ta üçüncü sırayı kimselere kaptırmıyoruz. Eh birde bu rakamı ortalama Aile’nin kayıtsız üyelerinide  2 kişi daha ilavesini yaparsak; eder 57 milyon. Demekki taşınmış sayılırız “facebook” ülkesine.

Nedir bu merak bir türlü anlıyamıyorum. Çocuğumuza pantalon almak için paramız olmadığını komşumuzdan saklı tutarız. Yalnız gittiğimiz gazino veya rastauranta garsonun ikazı olunca şapkamızı başımzdan alırız;

….çünkü

Nerde ne yapılması gerekli olduğunun eğitiminden noksanız. Garsondan “işittiğimiz” azarlamayı  evde eşimizden saklarız. Aksine eve kırallar gibi geliriz; ve birde üstüne üstlük eşimizden “özel hizmet” bekleriz ?

Fakat facebook’ta kiralık yurt edinmişiz. Resimlerimizi çarşaf çarşaf oraya taşırız; hakkımızda mevcut tüm biligileri tüm dünya ile paylaşmaktan kaçınmayız. Bu bilgilerin üçüncü kişilere verildiğini ve farklı amaçlarla kullanılması bizi rahatsiz etmez.

Bu nasıl bir mantık ? anlamakta zorluk çekiyorum.

Bazan kendime soruyorum ? acaba bu bizim facebook’cuların hepsi “facebook” kelimesinin türkçesini biliyorlarmı ? …pek emin değilim…hem korkuyorumki; birgün birileri “backbook” (arkakitap) olarak bir ağ geliştirirse onada kayıt olma yarışında yine rekor rakamlarla Dünya sıralamasında yerimizi muhafaza ederiz ??

Efendiler , Hanımefendiler !

Federal Almanya’nın facebook katılımcısı 3 milyonun çok altında. Ve buna benzer birçok gelişmiş avrupa ülkeleri bizim çoook arkamızda kalıyorlar. Neden ?

Çünkü onlar kitaptan kaçmazlar, kitap okumayı facebook’a tercich ederler.

Harflerle yazılmışı “resimlerle” yazılmışa tercih etmezler ?

Kendileri hakkında mevcut bilgileri kendileri için saklı  tutarlar.

Verilen bilgilerin bir daha İnternetten silinemez olduğunu bilirler.

İnternet sanal dünya değildir , burda yaşadığımız dünyanın sadece bir aynasıdır; bunun bilincinde olmaya özen gösterelim.

Federal Almanya Tüketici bakanı Sn. İlse Aigner bu günlerde facebook’a

karşı önlemler almaktadır. Federal Almanya tüketici kurumları facebook ‘ u kullanmayın tavsiyesınde bulunmaktadır. Neden ?

Bazı facebook kullanıcılarımıza ayrıca bir çift sözüm var.

Mademki 7 milyar insanın karşısına “çıkıyorsunuz” …hiç olmazsa en azından bir sakal tıraşı olunda tüm        Türk milletini dünya önünde rezil etmeyin. Facebook’a taşınmıyan vatandaşların bunu sizden isteme hakkı olduğunu unutmayın.

Hakkınızda mevcut bilgilere sahip çıkın; onların tek bekçisi sadece Siz’lersiniz

Kalın Sağlıcakla

Mehmet Sungur

NOT:

Rakamlar Mart 2010 istatistikleinden alınmıştır

 

 

İnternet Babanızın evi değildir..!

Mehmet SUNGUR

Anneler !!!

Babalar!!!

Sizlere sesleniyorum!!!!!

…evet yalnış duymadınız….Duymadınız… yalnış; Sizlere sesleniyorum!!!!!

Nefes kalmadı be kardeşim bağırmaktan….

Önce…şöyle kenara çektim anlattım. İnceden inceden kulaklarına üfleyerek…

Sonra kahvelerine gittim anlattım…anlattım. Kalından kalından söyleyerek…

…sonra  Web sayfalırını platform olarak aradım…sessizce dinleyerek…

Sonunda bu son çareye baş vurdum  istemiyerekde olsa, belki birileri duyar umuduyla. ?

Hanımefendiler….Beyefendiler !

Anneler !!!

Babalar!!!

Üzerinizde taşıdığınız sorumluluğun ne olduğunu iyi düşünün ? yetmedi !  bir daha düşünün..? Gerekirse bikaç kere daha….düşünün !

Bakınız…ben orta çağdan gelmiyorum. Yaşamın tam özünden. Bu günkü… yaşamın tam özünden.

Bilgisayar dünyasının 80 enli yıllardan beri içersindeyim. Bununla beraber ne söylediğimi  çok iyi bilyorum.

Çocuklarınızı kendiniz için değil…

Kendileri için yaşama hazırlayın. Onlara kendi başınızdan geçenleri yeniden yaşamalarına önderlik yapmayın.

Bazan yok diyebilin…hayır olmaz diyebilin. Onlar onu anlarlar ? ne için yok dediğinizi onlara anlattığınızda…anlarlar. Ama anlatın neden “olmaz” dediğinizi.

Ama onlarıda dinleyin…onlara arkadaş olun. Onların dünyasınıda anlayın. Yoksa onlar kendilerini anlıyan arkadaş bulmakta zorluk çekmezler. Ama, o zaman “Siz” dışardan bakan olursunuz.

Çocuklarınızı  İnternet dünyasına kontrolsüz salıvermeyin.

Resimlerini  ÇARŞAF çarşaf sergilemeyin İnternette.

Yazıktır, çok yazıktır… genç bir kız evladının  Resimlerinin bazı kesimlerce suistimal edilmesine. Değışik amaçlar için kullanılmasına. Bunlara olanak hazırlamayın.?

Bakınız…sevgili Anneler !

Bakınız…sevgili Babalar !

Biliyormusunuz  “O” resimlerle neler yapılabilinir  olduğunu.?

Sizlere bir örnek vereyim:

Benden hiç ama hiç benzemediğim bir  “J.F. Kennedy” yapabilirler.

Bir kızımızın Resmindende       .bir  “Marlyn Monree” yapabilirler.

Bilmem derdimi anlatabildimmi.?

Bütün bunlar erkek çocuklarımız içinde aynen geçerlidir.

İnternet gezginlerinin hepsi “Melek” olmadığını unutmayın.!

Mehmet Sungur

01.04.2010