İnternet, Resim ve biz…?

İnternet hakkında ne kadar bilinçliyiz ?

 Mehmet SUNGUR

Bizi neler teşvik ediyorda…(?)  biz Çocuklarımızın plajda, banyoda çekilmiş resimlerini internette yayınlıyoruz ?

Eşimizle bikini veya mayolu çekilmiş resimlerimizi yayınlamaktan „gurur“ duyuyoruz.

İnternetin çok derin bir hafizaya sahip olduğunu biliyormuyuz ?

Bizim unutmak istediklerimizi onun unutmayacağını öğrendik mi ?

Sildiklerimizin bir geçici önlemden başka birşey olmadığı bizi rahatsız etmiyor mu ?

…. bir çok soruya, bir o kadar cevap bulunabilinir.!

Kabul ediyorum… yeni olan herşey cazibeli, çekici olabilir.(?)

Hassas bir konu olduğu için; bende bu konuyu sayfamda yazıyorum ve bazı bilgiler vermeye çalışıyorum.

Bugün yine bu konuyu işleme isteğim, bazı sitelerde okuduğum yorumlardan edindiğim intiba ile yeniden canlandı… diyebilirim.

Bazı yorumcu arkadaşlar diyorlar ki;

…bu olaylar geçmişte de vardı, ancak iletişim olmadığı için duymuyorduk. Çok doğru söylenen bir tespittir, itirazım yok.

Ancak..!  gelişen teknolojinin  iyi ve kötü taraflarını anlamanın, görmenin bir sorumluluk olduğunu unutmamalıyız.

Şimdi böyle bir tesbitle ortaya iki kavram çıkmaktadır.

Birincisi;.. hırsızlara fırsat vermemeliyiz, ön önlemleri almalıyız, tıpkı tatile giderken evin kapısını kilitlediğimiz gibi; hırsız girmesin diye. Fırsatlar hırsız üretebilir düşüncesi bizi temkinli olmaya zorlamalıdır.

İkinci kavramı düşünürsek ?.. bu dahada farklı bir ortam sergiliyor.

Biz geçmişte…”iletişim olmadığı“ zamanlarda kendi resimlerimizi bahçe duvarının dışına asıyormuyduk ? onlar sadece bize ait değillermiydi ?… onları sadece ve sadece inandığımız, güvendiğimiz insanlarla paylaşmıyormuyduk ??

Biz geçmişte…çocuklarımızın resimlerini okulun duvarına, caminin minaresine veya köy kahvesinin panosunamı asıyorduk ?

Ben böyle bir şey hatırlamıyorum, hatırlayan varsa lütfen söylesin..!

Şimdi ne oldu, ne değişti ki biz bu davranışlarımızda bir sakınca görmüyoruz ? Yoksa konuyu  anlamakta zorlukmu çekiyoruz ? Eğer öyleyse basın eğitici sorumluluğunu yapmakta aciz kalıyor demektir.

İnternet henüz yeni oluşan bir teknolojidir, bize faydalı olduğu kadar zararlı olabileceğini de sürekli göz önünde bulundurmalıyız.

Bu yeni teknolojiler uzakları yakınlara getirmekle bizlere yeni olanaklar veriyor. Ancak yakınlarında mesafesi olmalıdır düşüncesi bizi hiçbir zaman bırakmamalıdır.

Böyle piskopotları cezalandırmak en uygun bir adalet olabilir; ancak böyle miskin, terbiyesi olmayan insanlara o firsatı verenler, çocuklarının resimlerini çarşaf çarşaf sitelerde yayınlayanlar onlardan dahamı suçsuz ? Sorumluluklarının ne olduğunu biliyorlarmı ? bir anne veya baba olarak omuzlarında taşıdıkları yükün ağırlığının, sorumluluğunun farkında değillermi ?…. daha birçok sorular ve kavramlar, saymakla bitmiyecek kadar fazla…(?)

Kalın Sağlıcakla

Mehmet Sungur

Siz ne dersiniz ?

Mehmet SUNGUR

Hiç görmediğiniz bir insanla dostluk kurabilirmisiniz ?

Biraz garip bir soru … diye düşünenler olacaktır. Hiçde garip değil diye düşünüyorum ; Siz ne dersiniz ?

Eskilerde Komşu ziyaretleri çok önemli idi; akşamları bir araya gelerek sohbetler yapılırdı, çay sohbetleri uzun olurdu , geç saatlere kadar sürer giderdi.

Gençler kendi aralarında oyunlar oynar, bazen toplu olarak türküler söylerlerdi. Ne oldu ? bu kadar güzel sohbetler öyle azaldıki , artık kimseler bu gibi sohbetlerden bahsetmiyor bile .

Tabii bu gibi toplantıların vesilesiyle insanlar birbirlerini yakından tanıma fırsatı bulabiliyordu, karşılıklı sevgiler ve saygılar oluşuyordu.

Şimdilerde böyle ortamlar çok azaldı… belkide birçok yörelerimizde tamamen kayboldu.

İnternet dediğimiz bugünkü iletişim ağı bizlere oturduğumuz odadan dişarı çıkmadanda dostluklar kurabilme imkanlarını sağlıyor. Ne kadar iyi bilemem ama… tabii internetin birçok faydaları olduğu inkar edilemez . Bilinçli kullanabilmek doğrultusunda.

İşte benim sorduğum soruda burada başlıyor .

Hayatınızda hiç görmediğiniz bir kişiyle dostluk kurabilirmisiniz ? Yoksa… nasıl olsa yüzünü görmüyorum ; istediğim an ilişkimi keserim düşüncesi dahamı ağırlıklı oluyor.

Veyahutta… kesinlikle internette herhangi bir dostluk söz konusu olamaz diye düşünenlerdenmisiniz…?

İnternetdeki tüm insanlara karşı ön yargılı olmak esas prensiplerinizdenmidir ?

Nasılki , eskilerde olduğu gibi… Hadi komşuya gidelim dercesine… elinizin altındaki bir iki tuşla Site ziyaretleri yaparken “komşuya uğramak istiyorum” diye düşünüyormusunuz ? ve orada bir Makale veya bir şiir okuyunca; komşuda içtiğiniz bir bardak çayın tadını alır gibi oluyormusunuz ?

Yazılarını okuduğunuz İnsanların , yazdıkları yazılardan o İnsan hakkında bir fikir üretiyormusunuz ? … şiirlerini okuduğunuzda o kişinin dünyasına bakabiliyormusunuz ? onun Ruhunu anlıyabiliyormusunuz… veya anlamak istiyormusunuz ?

Eskilerde Mektup dostlukları vardı , hiç birbirini görmiyen İnsanlar karşılıklı Mektuplar yazar, dostluklar oluştururlardı… öylesi dahamı iyi idi ?

Veya internette sadece “anoniym” olarak kalmayımı tercih ediyorsunuz ? Okuduğunuz yazılara yorum yazmak yerine.. sadece seyirci kalmayı tercih edenlerdenmisiniz ?

Ben kendi düşüncemi söylemek istersem, şöyle tarif edebilirim:

Özel blogcu Sitelerin dışında olan Sitelere çok dikkatlı olarak yanaşırım, hele ticari amaçlı olan Sitelere uğramayı hiç istemem.

Blog yazarların Sitelerini ziyaret etmekten korkmam, ve orada yazılan yorumlar benim için çok ilginçtirler; orada Profesyonelce yazılmaz, herkes doğal düşündüğünü yazmayı tercih eder. Hatta yorum birakmayı “sanki bir görevdir” gibi düşünürüm.

Yazarlar hakkında fikir üretmeye çalışırım.

Şiir yazan blogcuları daha farklı algılarım ; çünkü şiir yazan İnsanlar Ruhlarından birşeyler vermeden şiir yazamazlar, onların dünyası farklıdır. Bende onları farklı değerledirmeyi tercih ederim. Onları anlamayı, onların duygularını hissetmeyi, yazdıklarında hangi dünyada olduklarını merak ederim. Herzaman olmasada çok zaman doğru tesbit edebildiğimi söyliyebilirim.

Sonuç olarak diyebilirimki ; internet üzerinden kurulan dostluklar gerçek dostluklar kadar sağlam olmaktan çok uzaktadırlar.

Akşamdan dostca biraktığınız “dostunuzun” sabahleyin e-postanızda bulduğunuz bir iletisi dünyanızı sarsabilir. Çünkü bir an kendinizi bir başka “filmde” bulursunuz. Birşey sorma şansınızda kalmamıştır. Yazdığınız iletiye cevap dahi alamazsınız… ve dersiniz kendi kendinize… bu nasıl bir dünya ? ve ceabınızıda kendiniz verirsiniz ; Eh ne yapalım….

Bu bir “SANAL DÜNYA” olur böyle şeyler sanal dünyada.

Fakat insanlara olan güveniniz bir daha sarsılır.

Sanal dünya yoktur…. Sahte dünya vardır ; sahte insanlar vardır , tıpkı bu dünyada olduğu gibi.

İnsan bu Dünyada nasılsa , İnternet dünyasındada aynı insan olmalıdır diye düşünüyorum.

Siz ne dersiniz ???

Mehmet Sungur            08/06/2010

Toplum olarak taşınıyoruz herhalde ?

Facebook

 Mehmet SUNGUR

 

Toplum olarak “taşınıyormuyuz” sorusunu sormak istemiyorum; çünkü taşınmışız gibi geliyor bana. Facebook yeni “Türkiye” olmuş.

Dünya sıralamasında 19 milyon katılımcı türk üyelerinin varlığıyla facebook’ta üçüncü sırayı kimselere kaptırmıyoruz. Eh birde bu rakamı ortalama Aile’nin kayıtsız üyelerinide  2 kişi daha ilavesini yaparsak; eder 57 milyon. Demekki taşınmış sayılırız “facebook” ülkesine.

Nedir bu merak bir türlü anlıyamıyorum. Çocuğumuza pantalon almak için paramız olmadığını komşumuzdan saklı tutarız. Yalnız gittiğimiz gazino veya rastauranta garsonun ikazı olunca şapkamızı başımzdan alırız;

….çünkü

Nerde ne yapılması gerekli olduğunun eğitiminden noksanız. Garsondan “işittiğimiz” azarlamayı  evde eşimizden saklarız. Aksine eve kırallar gibi geliriz; ve birde üstüne üstlük eşimizden “özel hizmet” bekleriz ?

Fakat facebook’ta kiralık yurt edinmişiz. Resimlerimizi çarşaf çarşaf oraya taşırız; hakkımızda mevcut tüm biligileri tüm dünya ile paylaşmaktan kaçınmayız. Bu bilgilerin üçüncü kişilere verildiğini ve farklı amaçlarla kullanılması bizi rahatsiz etmez.

Bu nasıl bir mantık ? anlamakta zorluk çekiyorum.

Bazan kendime soruyorum ? acaba bu bizim facebook’cuların hepsi “facebook” kelimesinin türkçesini biliyorlarmı ? …pek emin değilim…hem korkuyorumki; birgün birileri “backbook” (arkakitap) olarak bir ağ geliştirirse onada kayıt olma yarışında yine rekor rakamlarla Dünya sıralamasında yerimizi muhafaza ederiz ??

Efendiler , Hanımefendiler !

Federal Almanya’nın facebook katılımcısı 3 milyonun çok altında. Ve buna benzer birçok gelişmiş avrupa ülkeleri bizim çoook arkamızda kalıyorlar. Neden ?

Çünkü onlar kitaptan kaçmazlar, kitap okumayı facebook’a tercich ederler.

Harflerle yazılmışı “resimlerle” yazılmışa tercih etmezler ?

Kendileri hakkında mevcut bilgileri kendileri için saklı  tutarlar.

Verilen bilgilerin bir daha İnternetten silinemez olduğunu bilirler.

İnternet sanal dünya değildir , burda yaşadığımız dünyanın sadece bir aynasıdır; bunun bilincinde olmaya özen gösterelim.

Federal Almanya Tüketici bakanı Sn. İlse Aigner bu günlerde facebook’a

karşı önlemler almaktadır. Federal Almanya tüketici kurumları facebook ‘ u kullanmayın tavsiyesınde bulunmaktadır. Neden ?

Bazı facebook kullanıcılarımıza ayrıca bir çift sözüm var.

Mademki 7 milyar insanın karşısına “çıkıyorsunuz” …hiç olmazsa en azından bir sakal tıraşı olunda tüm        Türk milletini dünya önünde rezil etmeyin. Facebook’a taşınmıyan vatandaşların bunu sizden isteme hakkı olduğunu unutmayın.

Hakkınızda mevcut bilgilere sahip çıkın; onların tek bekçisi sadece Siz’lersiniz

Kalın Sağlıcakla

Mehmet Sungur

NOT:

Rakamlar Mart 2010 istatistikleinden alınmıştır

 

 

İnternet Babanızın evi değildir..!

Mehmet SUNGUR

Anneler !!!

Babalar!!!

Sizlere sesleniyorum!!!!!

…evet yalnış duymadınız….Duymadınız… yalnış; Sizlere sesleniyorum!!!!!

Nefes kalmadı be kardeşim bağırmaktan….

Önce…şöyle kenara çektim anlattım. İnceden inceden kulaklarına üfleyerek…

Sonra kahvelerine gittim anlattım…anlattım. Kalından kalından söyleyerek…

…sonra  Web sayfalırını platform olarak aradım…sessizce dinleyerek…

Sonunda bu son çareye baş vurdum  istemiyerekde olsa, belki birileri duyar umuduyla. ?

Hanımefendiler….Beyefendiler !

Anneler !!!

Babalar!!!

Üzerinizde taşıdığınız sorumluluğun ne olduğunu iyi düşünün ? yetmedi !  bir daha düşünün..? Gerekirse bikaç kere daha….düşünün !

Bakınız…ben orta çağdan gelmiyorum. Yaşamın tam özünden. Bu günkü… yaşamın tam özünden.

Bilgisayar dünyasının 80 enli yıllardan beri içersindeyim. Bununla beraber ne söylediğimi  çok iyi bilyorum.

Çocuklarınızı kendiniz için değil…

Kendileri için yaşama hazırlayın. Onlara kendi başınızdan geçenleri yeniden yaşamalarına önderlik yapmayın.

Bazan yok diyebilin…hayır olmaz diyebilin. Onlar onu anlarlar ? ne için yok dediğinizi onlara anlattığınızda…anlarlar. Ama anlatın neden “olmaz” dediğinizi.

Ama onlarıda dinleyin…onlara arkadaş olun. Onların dünyasınıda anlayın. Yoksa onlar kendilerini anlıyan arkadaş bulmakta zorluk çekmezler. Ama, o zaman “Siz” dışardan bakan olursunuz.

Çocuklarınızı  İnternet dünyasına kontrolsüz salıvermeyin.

Resimlerini  ÇARŞAF çarşaf sergilemeyin İnternette.

Yazıktır, çok yazıktır… genç bir kız evladının  Resimlerinin bazı kesimlerce suistimal edilmesine. Değışik amaçlar için kullanılmasına. Bunlara olanak hazırlamayın.?

Bakınız…sevgili Anneler !

Bakınız…sevgili Babalar !

Biliyormusunuz  “O” resimlerle neler yapılabilinir  olduğunu.?

Sizlere bir örnek vereyim:

Benden hiç ama hiç benzemediğim bir  “J.F. Kennedy” yapabilirler.

Bir kızımızın Resmindende       .bir  “Marlyn Monree” yapabilirler.

Bilmem derdimi anlatabildimmi.?

Bütün bunlar erkek çocuklarımız içinde aynen geçerlidir.

İnternet gezginlerinin hepsi “Melek” olmadığını unutmayın.!

Mehmet Sungur

01.04.2010