Sen bugün karını dövmedin mi “PAŞAM”
07/01/2011 2 Yorum
Mehmet SUNGUR
İşte o zaman senin cenaze namazın kılınmaz…(?)
Sen kılıbıksın, karısından korkan bir kılıbıktan başka bir şey değilsin ! anladınmı „PAŞAM“?
Sen bu gün işten çıktığında „kahveye“ uğramadınmı, hani o taş düzerler ya ! ne diyorlardı onun adına…?
Sen bu hafta sonu arkadaşlarınla XX Restaurantta yemekde değilmiydin.. hani o elpençe önünde duran Garsonlu Lokantada… gitmedinmi oraya arkadaşlarınla ?
Gitmişsindir “PAŞAM” gitmişsindir… hemde Karın köyde tarlaya gübre taşırken gitmişsindir. Eğer gitmemiş isen…(?)
…işte o zaman Senin Selan dahi okunmaz, çünkü Sen bir kılıbıksın, Karısından korkan bir kılıbıksın !
Hatırlarsın belki ? … hani o Şapkanı unuttuğun… çikarmayı unuttuğun; Şapka ile masaya oturmuştunda, Garson gelmişti ve ikaz etmeye dahi luzum görmeden Şapkanı başından almıştı ya ,, işte o Lokanta dan bahs ediyorum. Sonra ne olmuştu bilmem ama, çok kızmıştın Garsona, o kadar kızmıştınki (?) eve gittiğinde hırsını saatin ikilerinde karından almıştın, almıştında zavallı sonraki gün Doktora gitmek zorunda kalmıştı.
Ama çok akıllı bir kişiliğin olduğu inkar edilemez. Kimin aklına gelebilirki ? dövdüğü karısına üstelik akıllı olmasını salık verir, Doktor sorarsa ne oldu, Senin bu halin ne böyle Kızım?
Ona Merdivenden düştüğünü veya Dolaba çarptığını söyle diye birde yanağından öpmeyide ihmal etmeden… içinden, inşallah Dr. yutar diye pis pis gülen akıllı bir kişiliğin var olduğu kesinlikle inkar edilemez..(?)
… edilemez ! …çünkü Sen !!! … henüz her türlü Medeniyetten ve Aile kültüründen yoksun kalmış bir zavallısın. Senin Abdestinde şüphelidir, kıldığın namazın günahı-da boynuna olsun ! “PAŞAM”
Sevgili Okuyanlarım,Kardeşlerim !
Siz lere bu yazımda kadına karşı şiddet Teorisinden değil, sadece yurdumuzun bir köşesinde fiilen ; Resmi kaynaklarla ispat edilen gerçeklerden bir küçük liste sunacağım. Bu yüz karası gerçeklere artık son verilsin ! son verilsin Kadın dövmeye, son verilsin insanın insanı köle olarak kullanımına.
Ya duymadığımız, duymak istemediğimiz, onları nasıl tahmin edebileceğiz. Yazık çok yazık, hangi Dünya da yaşıyoruz ?
Buyurun, okuyun ! işte gerçekler aşağıda.
Kalın sağlıcakla, herşey Gönlünüzce olsun !
Mehmet Sungur 07.01.2011
DUR ! STOP ! HALT ! …yeter artık !
Kadına yönelik şiddetin gerekçeleri arasında traji-komik bahaneler yer alıyor.
Trabzon’da, bu yılın ilk 9 ayında 213 aile içi şiddet olayı meydana geldi. Tamamına yakını kadınlara yönelik olan şiddetin gerekçeleri arasında traji-komik bahaneler yer alıyor.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Trabzon şehir merkezi ve ilçelerinde bu yılın 9 ayında polisin sorumluluk bölgesinde 196, jandarma bölgesinde ise 17 kişi aile içi şiddete uğradığı iddiasıyla şikayette bulundu.
Polisin sorumluluk alanındaki şikayetlerin 108’i şehir merkezinde, 88’i de ilçelerdeki polis merkezlerine yapıldı. Trabzon’un Beşikdüzü ilçesi, 28 şikayetle ilçeler arasında ilk sırada yer alırken, Çaykara, Hayrat ve Dernekpazarı ilçelerinden kayıtlara herhangi bir olay yansımadı.
Şiddete maruz kaldığı gerekçesiyle şikayette bulunanların ifadelerine göre, kavgalar, çoğunlukla, eşlerin alkollü eve gelmesi sonucu çıkan tartışmalardan kaynaklanıyor.
Bu olayların tamamına yakınında kadınlar şiddete maruz kalırken, sadece Trabzon’un Of ilçesinde bir erkek, eşi tarafından darp edildiği gerekçesiyle şikayette bulundu. İlçenin Sulaklı Mahallesi’nde oturan F.Y. adlı kadın, ikaz ettiği halde salonun ışığını söndürmediği gerekçesiyle, 23 yıllık eşi İ.F’yi, süpürge sapıyla dövdü.
-SUDAN SEBEPLER VAR-
Emniyet ve jandarma kayıtlarına yansıyan ifadelere göre, mağduru kadın olan aile içi şiddet olaylarının nedenleri arasında sudan sebepler de yer alıyor.
Mağdurların ifadelerine göre, darp edilmelerine neden olan bazı gerekçeler şöyle:
Beşikdüzü ilçesinde N.K adlı kadın, kendisinden izinsiz çocuğuna oyuncak aldığı gerekçesiyle eşi İ.K tarafından darp edildiğini iddia etti.
Araklı ilçesinde oturan S.Ç, ağlayan bebeğini susturamadığı için kocası F.Ç. tarafından şiddete maruz kaldığını söyledi.
Merkez 1 No’lu Erdoğdu Mahallesi’nde oturan M.N, kendisinden izin almadan evdeki halıyı yıkadığı gerekçesiyle eşi G.N’yi dövdü.
Beşikdüzü ilçesinde M.D, “Bu çocuk niye yatağa işiyor” diye sorumlu tuttuğu eşi H.D’ye şiddet uyguladı.
Akçaabat ilçesinde yaşayan M.B, sigara almasını istediği halde kendisine sigara getirmeyi unutan eşi G.B’yi darp etti. Of ilçesinde seyrettiği televizyonun kanalını değiştirmesine sinirlenen S.K, eşi M.K’ya şiddet uyguladı.
Vakfıkebir ilçesinde K.O, “Niye soba tütüyor” diye kızan eşi S.O. tarafından darp edildi.
Beşikdüzü ilçesinde eve gelen misafirlerle fotoğraf çektiren Ş.İ, misafirler gittikten sonra, eşi A.İ tarafından “Neden onlarla fotoğraf çektirdin?” diye darp edildi.
Merkez Gülbaharhatun Mahallesi’nde oturan F.A, yemeğin tuzu konusunda tartıştığı eşi L.A’ya şiddet uyguladı. Merkez Soguksu Mahallesi’nde oturan A.İ.B, “Ne biçim karpuz kesiyorsun”
diyerek, eşi E.B’yi darp etti.
Derleyen: Mehmet Sungur
Umutlar bize en son veda edenlerdir





Ülkemizde ve dünyanın pek çok yerinde kadına uygulanan şiddetler malesef azalmak yerine artmaktadır. Bunun ortadan kalkması için her bireyin sevgi ile büyütülmesi ve bunun içinde çiftlerin karşılıklı birbirlerine olan inançlarının pekiştirilmesi gerekmektedir.
Birbirine sevginin ve saygının havasını atan çiftler içinde büyüyen çocuklar ileriye daha mutlu, daha güvenli, daha cesur adımlarla hayata atılmalarını, kendileri için değil toplumun refahı için çalışmaları gerektiği bilinciyle hareket etmelerini sağlar.
Duyarlılığınız için teşekkür ediyorum Mehmet Bey.
Sevgili Ayşegül kardeşim,
yorumunuz için çok teşekkür ederim.
Yazdıklarınızın altını büyük bir vicdan huzuru ile imza ederim.
**
Biliyor-musunuz? dün köyde idim, mezun olduğum ilk Okulu görmek istedim; yıllar geçmişti aradan görmemiştim, bir özlem vardı içimde.. çocukluk yıllarımın geçtiği Okulumu, kara tahtasını, iftihar levhası duvarını, 11 yaşımda tek kişilik oynadığım piyesi sergilediğim sınıfı ve daha bir çok hayatımda iz bırakan etkenlerini. Eşimin uyarısına aldırmadan gittiğim için de cezamı çektim.
Okulumuz 1952 yılında öğretime açılmıştı, ilk öğrencilerindendi m; okuma yazma seferberliğinin getirdiği zorunluluk beni 5/5 yaşımda bir çoklarını 15-20 yaşlarında Okula yazmışlardı. Gördüklerime inanamadım, kapılar kırık, pencereler dökülmüş, sınıflar küf kokuyor ( kapıların açık olmasına rağmen). Öğretmen odasına girdiğimde göz yaşlarımı tutamadım; tüm arşiv yerlere serilmiş vaziyette idi; bir kısmını fareler yemişti. Okulun levhası çöp yığınlarının altındaydı, işte o zaman göz yaşlarımı tutamadım. Kurtarabildiğim kadarını ve levhayı alarak geri döndüm; ancak hala şok durumdayım dersem inanınız bana.
Bu nasıl bir anlayıştır… anlamakta zorluk çekiyorum. Üzerimdeki şok geçtiğinde MEB. ile bağlantı kurarak çektiğim resimlerle meselenin arkasını bırakmayacağım.
Şimdi biz Sizin yazdığınız yorumun içeriğini ne zaman dolduracağız…asıl üzüldüğüm bu. Kitap okumayan, değerini bilmeyen, evinde karısını bir hiç için döven insanlar var aramızda, pervasızca topluma saygının ne olduğunu öğrenmek istemeyenler var aramızda…kocaman bir liste oluşabilir.
İçimi biraz döktüm gecenin bu saatinde, Hoşça kalınız sevgili kardeşim..
Saygılar sevgiler Siz’inle olsun
msungur